Bu blog Mia Wallace'ın içini dökmesi, yazıp kurtulması, anlatıp rahatlaması ve anılarını paylaşması içindir.

Uzay Mekiği

Zamanında çok büyük konuşup "ben kahve insanı değilim" diye bi yazı yazmıştım. Şimdi güne kahve içmeden başlayamayanlardanım. "Kavhe içelim mi?" sorusuna hipnozlanmış şekilde -her seferinde- "Oluuuur" diyen bi kahve canavarıyım.
***

Bugün kahvaltıdan sonra kahve yapmak için mutfaktaydım ve yine sakardım.. Elimdeki tüm kahve fayansa dökülünce önce bikaç saniye çöpe gidicek olan kahvelere baktım. Sonra "iyi bari suda erir bunlar diyerek" hepsini lavobaya attım. Üstüne sıcak suyu açtım.

Kahveler erirken ve suyla birlikte akarken tüm mutfak kahve koktu. Ya bu nasıl güzel bi kokuydu!

Normalde anında çamaşır suyuyla o kahve kalıntılarını bembeyaz yapardım ama sırf kahve kokusu gitmesin diye mutfağı öylece bıraktım.

E tabii insanın kendi evi olunca böyle şeylere hiç paniklemiyo. "Amaan nolucak" diyo hatta üstüne "ne güzel kahve koktu!" diyerek mutfağı BİLEREK temizlemiyo.. Kahve kokuları arasında oturmuş elinde fincanı, kahvesini yudumluyo. Bi de "ne güzel pazar" diye seviniyo.
***

Şimdi bu olay bi de iş yerinde başınıza gelse nasıl paniklersiniz biraz da onu anlatiyim. Öhöö!

İki sene önce filan ofiste İKİNCİ iş günüm. Ofisi ilk gün bana gezdirirlerken, hiçbi şey ilgimi çekmeden her şeye "hı hı hı" diyerek başımla onaylarak bakıp geçerken "bu da kahve makinemiz işte istediğin zaman yap iç, kahveler de şurda" denildiği an yine hipnozlanmıştım. "Sanırım bu makineyi en çok ben kullanıcam" diye düşünüp içimden ufak bi sevinç çığlığı atmıştım.

Her neyse ikinci iş günümde daha kimseler gelmeden erkenden ofisteydim. Hemen ufak tefek işleri halledip "kahvemi yapiyim de güne güzel başliyim" dedim. Mutfağa koşarak gittim. Kahve makineme "uzay mekiği" ismini verdim. Çünkü kocaman bi şeydi. Yeni bi modeldi. Ya bi de çok güzeldi. Bisürü ıvır zıvırı vardı ne biliyim sanki biraz karışıktı ama ofisteki en yakın arkadaşımdı.

"Bi kahve makinesini çalıştırmak ne kadar zor olabilir ki?" diyerek bi şeyler yaptım. "Öğütülmemiş kahve yerini kullanmiyim hadi bizim evdeki eski model gibi içine çekilmiş kahve koyuyim ya onu sonra birine sorar öğrenirim artık" diye diye uzay mekiğimi zorla çalıştırdım.

Ohhh ofis mis gibi kahve kokmaya başlarken ben de mırıldana mırıldana makyajımı tazeledim. İçimden de "her şey harika" diye geçirdim. Hava da kış ayında olmamıza rağmen açık. Her yer bi aydınlık bi aydınlık.

Kahvemi almaya gittim ki onca kahve kokusuna ve makinedeki seslere rağmen henüz kahve olmamış! Kahve haznesine bi damlacık bile kahve dolmamış. Ya içine koyduğum o kadar suya nolmuş? Buhar olup mu uçmuş?! Derken kahve haznesini elime aldım.. Daha doğrusu elime almamla birlikte uzay mekiğimin ortasında bi yerde sıkışan tüm kahveler anında her yere fışkırdı!

Elimde kahve makinesinin altı. Öylece uzay mekiğime bakıyorum. Üstümden kahveler yere damlıyor. Duvar tamamen kahverengi, kahve suları aşağılara doğru akıyor. O güzelim aydınlık havada ofisin mutfağı ve duvarı ne güzel de kahve lekeleriyle parlıyor!

Birazdan ofise başkaları da gelicek ve ben "ohh mis gibi kahve koktu" diyemem. Evimdeki gibi "lekesi kalsın" diyip içeri geçemem. Anında elime bez aldım, duvarı silmeye başladım. Bi yandan fayansa bisürü temizlik malzemesi pıslattım. Kahve kokusu gitsin diye 1 kutu çamaşır suyunu bitirdim. Ya o panikle normalde 1 saatte yapacağım işi 10 dakikada hallettim.
***

Beş dakika sonra ofise gelenler "ooo bu nası kahve kokusu" dedi. Herkes önce bi kahve makinesine bakar gibi olup sonra vazgeçti. Ve o gün -ben dahil- kimse kahve içmedi.. O günden sonra uzay mekiğine dokunmaya ancak 1 ay sonra filan cesaret ettim. Fakat makineyi kullanmayı öğrendikten sonra sabah, öğle, akşam sadece kahve içtim.

Niteliksiz Bilgi: Kahvemi hep sade içerim. Süt ve şekerin kahvenin tadını bozduğuna inanırım. Zaten kahveyi sütsüz içmeye başladığım an sevmeye başladım. Yıllarca süt yüzünden kahve gibi bi lezzetten mahrum kaldım :/

Ayrıca bu yazı "ben kahve insanı değilim yaaa.. kahveyi hiç sevmem" dediğim yazıya özür olsun.

Yıllar sonra gelen edit: Ben kahveyi çok severim!
***

İçimden geldi size bi şeyler dicem. 27 yaşındayım ve insanın "içinden ne geliyosa onu yapmalı" dediği cümlenin hakkını vermeye başladım. Yani hep böyle düşünürüz ama pek uygulamayız ya. Ne biliyim "ay ayıp olur, ay üzülür, ya ne der şimdi?" gibi gibi şeyler düşünüp aslında tam da içimizden ne geliyosa onu yapmayız. Ya da bunu dışarı vurmayız. Hah artık bunun acayip bilincindeyim.

Zaman çabuk geçiyo. İstemediğiniz şeyleri yapmayın ama ne istiyosanız onu sonuna kadar yapın. Kimseyi düşünmeyin, konu sizseniz biraz bencil olun. İnsan istediği şeyleri yapmalı, hissettiği şeyleri yaşamalı.
***

Mia ile Vizyondakiler fragman seslendirmemin ikincisi çıktı! Hadi İZLEYİN. Beni üzmeyin. Tabii içinizden geliyosa izleyin diyerek az önceki söylediklerime atıfta buluniyim eheheh.
***

Çay susuzluk giderir mi? Zıt kutuplar birbirini çeker mi?

Bu da şarkı.