Bu blog Mia Wallace'ın içini dökmesi, yazıp kurtulması, anlatıp rahatlaması ve anılarını paylaşması içindir.

Talihsizlik Serüveni

Eylül'ün başları.. Havalar hafif serin gibi. Sakin sakin böyle tam tatillik diyerek annem, ablam, ben 5 günlük bi tatil kaçamağı yapalım dedik. Ama nasıl heyecanlıyız. Yazın başından beri denize girememiş, güneşlenememişiz. Herkes bronz bronz yaz güzeliyken biz bembeyaz kalmışız.

Arkadaşlarımın güzel tatil  fotolarını iç geçirerek like'larken kendimi İzmir'e giden bi uçakta buldum. Otele yerleşir yerleşmez "ben denize gidiyoruumm!" diyerek kumsala koştum.

Denize girerken aklımda sadece 'en erken nasıl bronzlaşırım?' düşüncesi vardı.. Bir yandan suda yürüyorum, bir yandan da "yok önce 50 faktör sürmiyim hiç bronzlaşamam.. Imm 30 faktörle başlasam? Sonra kakao yağı sürüp dursam, güneş beni haşlarşa hemen 50 faktör kullansam?" diye düşünürken ÇAT!

Bacağımda bi acı, sanki bi şey çarpmış gibi. Daha denize dalmamış, saçlarım ıslanmamışken pes etmedim. Bacağımdaki acıya aldırmadan yüzmeye devam ettim. Bu sefer diğer bacağımda da aynı acıyı hissedince denizden çıktım. Oh ilk gün az da olsa denize girdim diye sevinirken  bacağımdaki acıyı kaşıya kaşıya akşam yemeğine indim.

Sabah uyandığımda bacağımda kocaman 4 tane çizgi vardı. Etrafı kıpkırmızıydı. Yaranın etrafı kocaman şişmiş ve sabaha kadar kaşınmıştı. O panikle hemen doktora gittik. Doktor bacağımdaki yaraya büyüteçle baktı.. Sonuç olarak bu korkunç görünenen yara bir deniz anasıydı!

Dannnnnnnnnnnnn!

Evet cidden heyecanla gittiğim tatilin ilk gününde bacağıma deniz anası çarpmış ve tatilim başlamadan bitmişti..... Doktor "deniz, havuz, güneşlenmek yasak... Eğer bunları yaparsan yaran iyileşmez hatta iz kalır." dedi. Bana bisürü ilaç verdi. Tatilim resmen bacağıma pansuman yapmakla geçti.

Bronzlaşmak, yüzmek, güzelleşmek, tatil fotoları.. Her şey hayaldi. Önümde yüzen mutlu tatil insanlarını görmek işkenceydi.

Şemsiyemi açıp gölgedeki şezlongumda kös kös oturup, 5 günlük tatilde 2 kitap bitirdim. Yine de dayanamayıp yaralarıma sargı bezi sarıp öyle güneşlendim. Akşamları içtiğim haplara aldırmadan bisürü şarap tükettim. Tatilin son günü 1 saatlik kaçamak yapıp havuza girdim.

Sonunda sabahlara kadar kaşınan bacağım yüzünden uyuyamadığım, ecza çantasıyla dolaştığım, amele yanığı olduğum ve bacağımda 4 adet çizgi izi bırakan lanetli tatil bitti.

Annemle, ablam "Freddy Krueger uyurken geldi, rüyanda seni çizgi gitti" diyerek bacağımdaki yara izini coollaştırmaya çalıştılar. Bacağımdaki çizgilere bakıp "Nancyyyy...." diye bağırdılar. Fakat o yara benim için hala tatilimi mahveden bi deniz anası. Acısı kalmadı ama malesef izi kaldı.
***

Geçen gün kuzenlerimle buluştuk. Güzel böyle alkollü, sohbetli bi kız günü geçirdik. Bol bol erkekleri çekiştirdik.

Alkol sonrası bi acıktık bi acıktık. Hemen karşımıza çıkan ilk yere, Burger'a gittik. Hepimizin canı ayran istedi. Menümüz büyük boy ama ordaki ayranlar küçük boy olunca, adam bize fazladan 3 ayran daha verdi. Ben "ne gerek var ya.." filan derken kuzenim "ya alalım işte parasını verdik" diyerek türklük yaptı ve en büyük çanta benimki olduğu için ayranları çantama attı.

Yemeğimizi yedik, dolmuşa bindik. Ben çantamdaki ayranları unuttum. Alkolün verdiği hafif çakırlıkla gülümsüyorum derken eve geldik. Dolmuştan inerken sen ayağım burkul, sol bacağımın üstüne sert bi şekilde yere düş....

Kuzenim başımda durmuş gülüyor, ben bi şey olmuş mu diye bacağıma bakıyorum, elimden fırlayıp giden çantama uzanıyorum ve bi yandan da yerden kalkmaya çalışıyorum.

Yerden kalktığım an bacağımdaki acıyı hissettim. Dizime eğilip baktığımda o çok sevdiğim pantolonumun yırtıldığını gördüm. Sendeleyerek adım atarken yeni aldığım botların önünün çöktüğünü gördüm. Allahım daha neler görücem ben acaba derken anahtarı bulmak için elimi çantama attığımda çantamın içinin ayranla dolu olduğunu gördüm!

Dannnnnnnnnnnnnnn!

Bir düşme ancak bu kadar hasar verebilirdi. Keşke iki bacağımın üstüne düşseydim de, pantolonun izleri eşitlenseydi.. Botlarımın önü hiç çökmeseydi ve o ayran çantama hiç girmeseydi.

Pantolonu terziye verdim ama yama gibi kaldı. Tamam çantayı yıkadım, kokusu kalmadı ama o ayranın çantamda hakkaten ne işi vardı?
***

Bikaç günlük akraba ziyareti sonrası eve gidicem, havaalanındayım. Bavulu verdim ama hiçbi zaman bavulun kaç kilo çıktığına bakmam. Çünkü içine ne koysam da 15 kiloyu dolduramam.

Neyse kadın bi anda "Bavulunuz 19 kilo. Ya içinden bikaç şey çıkarın ya da ek ücret verin." dedi. Şok olmuş bi şekilde bavulun içinde ne olduğunu düşünürken ne kadar ek ücret vermem gerektiğini sordum. Kadın "kilo başı 6 tl yani 24 tl vermeniz gerek.." diyince yere çöküp bavulumu açtım..

Sırt çantamın içine neler koysam da 4 kilo azalsa derken halamın gitmeden bana verdiği tarhanayı gördüm! Evet tarhana... İçinden 'tarhana, deri ceket ve converslerimi' çıkarttığım an yeniden 15 kilo çıktı. Hayır bi de bavulumun içinde incir reçeli vardı ama o sırt çantama sığmazdı.

İşte bu ara yaşadığım talihsizlikler bunlar. Annem klasik "nazar, nazaaar" diyo. Ama o nazar hiç gitmiyo... Bana kalsa şanssızlık, sakarlık. Ablama göre Freddy. Size göre ne peki?

Not: Çantamın içindekiler (ayran, tarhana, incir reçeli) beni de endişelendirdi....
***

Geçenlerde yağmur başladığı an yine bisürü şemsiyeci sokaktaydı. "Banane ben yağmuru seviyorum" diyerek almamak için bayaa bi direndikten sonra pes edip "ne de olsa 5 lira" diyerek bi tane almaya karar verdim. Bi de formaliteden "ne kadar?" dedim. Adam "25 tl" dedi!

Çünkü meğerse bu o şeffaflardan değilmiş. Çok kaliteliymiş. Fırtınada bile bi şey olmaz, asla ters dönmezmiş... (tabii ki almadım)

Bana göre yağmur yağmaya başladığı an aniden ortaya çıkan 5 liralık şeffaf şemsiyelerle, yaz ortasında hava biraz esince çantadan çıkardığımız hırka aynı şey. Tamam o hırka hep çantamızda ama o şemsiyeciler nerde? Hep köşe başında mı yoksa...

Yaz boyunca "kış gelsiiiiin" dedikten sonra havalar soğuyunca asla soğuktan şikayet edenlerden değilim. Kışı çok severim. Ama şemsiyeyi 25 tl'ye satan satıcılara küserim.
***

Not: Yasemin Mori'nin son albümünü çok sevdim.
***


Hepimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!

Niteliksiz Bilgi: En sevdiğim bayram Cumhuriyet Bayramı.

Bu da şarkı.