Bu blog Mia Wallace'ın içini dökmesi, yazıp kurtulması, anlatıp rahatlaması ve anılarını paylaşması içindir.

İsimsiz Dracula

Haftasonu ablamın doğum gününü kutlamak için Taksim'deydik. Doğum günü kutlaması diyince öyle kalabalık zannetmeyin. Sadece ablam ve ben. E ablamın tek arkadaşı ben.

Önce küçük beyoğlu'na gittik. Allahım cumartesi orası bir kalabalık biiir kalabalık, anlatamam. Bildiğin 4 katlı kafe pi'nin tüm katları tıklım tıklım dolu. Terası ise daha da dolu. O terasta yer bulduğumuz için kendimizi çok şanslı hissederek biralarımızı söyledik.

Ablamla o an çok eğleniyoruz. "ooo hadi yine iyisin 27 yaş lanetinden kurtuldun ölmedin" diyerek biraları tokuşturuyoruz. Ablamın 27 yaşında ölmediğine içiyoruz. Doğum gününü birlikte kutladığımıza içiyoruz. Birbirimizin en yakın arkadaşı olduğumuza içiyoruz derken saat yaklaşıyor.

Saat 23. 50'den beri ablam ne derse onu pek dinlemedim. Dinliyormuş gibi başımı salladım durdum ve durmadan saate baktım. İlla hediyemi gece 12'de vericem ya.. Ve ta taa! Saat 12.

Çantamdan hediyemiçıkarttım ve ablamın bileğine taktım. Ablam o kadar mutlu oldu ki hemen bir anlaşma yapalım dedi. 2 sene sonra senin 28. yaşını da yine burda, sadece ikimiz kutlayalım dedi. Ve o günden beri kolundan hiç çıkarmadı bilekliği.
***

Sabah bir uyandık ablama isimsiz bir çiçek sepeti gelmiş. Ama hani aslında çikolalı kek gibi olan şeylerden. Hatta işte tıpkısının aynısı. Ayrıca 1 ay önce de eve kırmızı güller gelmişti ablam adına ama yine isimsiz...
Bu kırmızı güllere sarılmış da bi ayıcık vardı. Ablam hemen ayıcığı parçaladı, gülleri de çöpe attı. Biz şaşırmış onu izlerken "içinde kamera filan olabilir" dedi....
***

Valla bu sefer bu çiçek sepetini çöpe attırmam diyerek keklerden bi tanesini ağzıma atıp yemeye başladım.. Bir de yüzsüz yüzsüz "ay abla bunların meyvelileri filan var, keşke onlardan gönderseydi senin isimsiz" dememle birlikte ablam şu cümleyi kurdu;

- Bence gizli hayranım bir vampir.

Dannnnnnnn!

Sonra ablam ciddi ciddi bu isimsize bi de isim koydu. Dracula..... Evde Dracula aşağı Dracula yukarı. Babam bile "acaba kim bu Dracula, adresini nerden aldı?" filan diyor. Ya bi de bunu normal bir şeymiş gibi, adamın adı sanki cidden Dracula'ymış gibi cümleyi öyle tonluyor....
***

Ablam kekten hiç yemiyor ama her gün keklerle konuşuyor. Ah keşke Dracula gerçek olsa, ah keşke gerçekten vampir olsa da hemen hepimizi vampir yapsa diye diye kekler bayatladı. 'Çiçek sepetini çöpe attırmam' diye isyan eden ben, bayatlayan kekleri kendim çöpe attım. Ve gerçekten bir vampirle tanışsam beni de vampir yapmasını ister miydim diye düşünmeye başladım?

Deli misiniz? Hemmen! Sevdiğim insanları tek tek ısırırdım. Sonra belki onlar bana kızardı ama olsun. Beni affetmeleri için önümüzde uzuuuun bi zaman olurdu nasıl olsa ihih :)

Yahu ucunda sonsuza kadar sevdiklerimle birlikte yaşamak var. Sevdiğim kişilerin ölümünü görmemek var. Ama işte kan olayı sıkıntı derken ablam "kan bankalarından kan çalarız, insan ısırmayız merak etme" dedi.. Çözümünü yediğim bize bunları günlerdir düşündüren eve gül ve çikolata yollayan isimsiz mi? Hay allah adam Dracula oldu iyi mi?! :)
***

Erkek kardeşimin 2 senedir güzel giden bir ilişkisi var. Yalnız şu ana kadar kıza hiç "sana aşığım" dememiş... Yok efendim seviyormuş ama hani aşık değilmiş. Yalan söyleyemezmiş. Aşk çok başka bi şeymiş. Bik bik bik..

Ablam: Bunlar da aşkla sevgi arasında dağlar kadar şey var zannediyolar. Yeter be! Bi de aşk mı daha üstün, sevgi mi daha üstün diye kavga ediyolar...

dedi ve ben onu alkışladım. Siz de lütfen.. Şak şak şak şak.

Hayır cidden herkesin bu kavramı farklı. Bazılarına göre aşk daha önce oluyo, sevgi daha sonra. Bazılarına göre de sevgi daha önce, aşk daha sonra. Ben de önce sevgi sonra aşk olur diyenlerdenim de artık o iki hisse pek aşina olmadığımdan yeniden aşık olursam size açıklamasını yapcam öhömm :) Sizce hangisi daha önce?
***

Şaka maka, ablam iyi ki doğdu!

Bu da şarkı.