Bu blog Mia Wallace'ın içini dökmesi, yazıp kurtulması, anlatıp rahatlaması ve anılarını paylaşması içindir.

Gece, Melek ve Bizim Çocuklar

Atıf Yılmaz'a olan hayranlığımı Aaahh Belinda yazımda anlatmıştım. Birçok filmini izleyip beğenmeme rağmen "Ah Belinda'nın  yeri ayrı" demiştim. Çünkü henüz tüm filmlerini izlememiştim..
***

Geçenlerde yine bir Atıf Yılmaz filmi izliyim dedim, başladım araştırmaya. Tam izleyeceğim filmi bulmuşken karşıma "Gece, Melek ve Bizim Çocuklar" filmi çıktı.

Önce adını beğendim ne güzelmiş dedim, sonra Atıf Yılmaz filmiymiş ohoooo bayılırım ki buna ben dedim, sonra da oyuncuları gördüm iyice havalara uçtum.
***

Uzay Heparı. Filmde oynadığını öğrenince şok oldum. Nasıl severim kendisini. İlk ve tek oyunculuğu. Zaten bu filmden bir sene sonra kaybetmişiz onu..

Derya Arbaş. Allahım nasıl güzel, nasıl duru. O öldüğünde hatırlıyorum, çok üzülmüştüm.

Bu iki sevdiğim, çok genç ölen güzel insanlar başrol olur da ben bu filmi izlemez miyim? Hemen izledim! Sonra uzun süre kendime gelemedim. Her Atıf Yılmaz filmi sonrasında olduğu gibi hem üzüldüm, hem mutlu oldum.

Belki filmi izlerken pek bi şey hissetmiyorsunuz ama film bitince tarifsiz duygular hissediyorsunuz. En çok da Beyoğlu'na gitmek istiyorsunuz. -bence-

İzlemek isteyenler için buyrun link. Harika bir yeşilçam filmi ve size Mia'nın tavsiyesi. İzleyin!
***

Şimdi de başka bir konuya geçiyoruum. Öhö.. Hani bir yazı yazmıştım 51 Hatta Elli Bir diye. Bilmeyenler için bahsediyim; babamla bu senenin 51 şampiyonunu seçmek için skorları not ediyorduk. O yazıyı yazdığım zaman durum 9 - 3'müş. Peki ya şimdi kaç sizcee?

17 - 7 ! :(

Evet babam 17. Ama bu 17'yi nasıl yaptığını buldum.

Dün yine 51 oynuyorduk ve babamın kağıtları dağıtırken okeyi çaldığını farkettim. Hala ısrarla çalmadım diyor ama gördüm yani. Bildiğin okey çaldı. Belki daha önceden de yapmıştı, kim bilir. Ondan sonra Mia yeniliyor. Hıııhh..

Neyse sonuç olarak 17 'ye 7 gibi kocaman bir farkla babama sürekli yeniliyorum. Durduramıyoruz efendim. Bi dua etseniz. Yoksa  Mia'yı şampiyon göremezsiniz.
***

Bu da şarkı.

Bir Blogger Buluşması!

Haftasonu evde kös kös otururken birden bir mail geldi. Mail çok sevdiğim ilk blog arkadaşlarımdan Summer'dandı. "Haftasonu dersane İstanbul gezisi yapıyor, taksimde 2 - 3 saat bir aram var. Eğer sen de müsaitsen buluşalım mı?" diye.

Ben hemen kocaman bir sevinç çığlığıyla kabul ettim! Summer'la her zaman şöyle bir hayalimiz vardı. Ev topuzumuz ve ev hırkamızla dondurma yiyerek romantik komedi izlemek, sabaha kadar dedikodu yapmak, ojeler sürmek, süslenmek.. Kısacası güzel bir kız gecesi geçirmek.

Bizim için böyle kısa bir sürede birbirimizi görmemiz tamamen hayalken ne zaman ne olacağı hiç belli olmuyor. Birden bire Summer geliyor ve 2 saatcik de olsa birbirimizi görüyoruz!
***
Ben heyecanla 2 gün sonra buluşucaz, o 2 gün nasıl geçicek derken Summer "Vişne Çürüğü de gelicek" dedi. Vişne Çürüğü de ilk blog arkadaşlarımdan ve Summer'ın da mektup arkadaşı. İstanbul'a gelince ikimizi de görmek istemiş ve böylece 3 blogger haftasonu taksim'de sürpriz bir buluşma ayarlamış olduk..
***

Hazırlandım taksim'e gittim. O sırada Summer'la mesajlaştım ve onu meydanda beklemeye başladım derken farkettim ki son mesajım iletilmemiş. Ariyim dedim telefonu da kapalı. Eyvah dedim şarjı bitti görüşemicez. 10 dakika filan umutsuzca bekledikten sonra Summer aradı!

Vişne Çürüğü'yle buluşmuşlar, turkcell'de 10 dakika şarjını doldurup beni aramışlar ve beni beklemeye başlamışlaaar..
Ben hemen hızlı hızlı heyecan dolu adımlarla yanlarına gittim ve sonrası kocaman çığlıklar, gülüşmeler. Önce Halep Pasajında yeni açılan Uykusuz Dükkan'a gidip üçümüz de aynı fırat magnetlerinden aldık. Sonra üst kattaki cafeye oturduk.

Tatlı Summer bize çikolata getirmişti. Gününden bahsetmişti. Ne kadar tatlıydı, ne kadar iyiydi. O heyecanı beni daha da mutlu etti. Zaten ben de çok heyecanlıydım. Genelde gülümsedim sanırım.

Summer 17, Vişne Çürüğü 19 yaşındaydı ve ben 24 yaşımla kendimi yanlarında kocaman hissettim ama onlar bir moral "Neeee?! Hiç göstermiyorsuuunn sen kesinlikle 20 yaşında gibisin" dediler ama bir ara Vişne Çürüğü bana abla dedi, sağolsun Summer anında bakışlarıyla onu uyardı eheh. Bi kere ben kendimi 24 gibi hissetmiyorum daha ne olsuuuuuuunnn.

Çok tatlı bir buluşmaydı. Kısacıktı ama bir o kadar da güzeldi. Uzun süre yazılarını okuduğunuz kişileri gerçekte görünce çok garip oluyor. Yazılardan örnek verilen sohbetler oluyor. Komşu kızından, ablamla olan maceralarımızdan bahsettik. Onların sınavlarından, kitap fuarlarından bahsettik. Sanki önceden de tanışıyor gibiydik.
Fotoğraf çekildik (ve ben kötü çıkmadım oley!) Böyle toplu hatıra fotoğraflarında en büyük korkum çirkin çıkmaktır. Sonuçta bir hatıra olarak kalıcaktır. O yüzden o stresli işi de bir güzel atlattım eheh.

İkisi de çok canayakınlardı. Blogları kadar tatlılardı. Çok güzel bir blog buluşmasıydı ve bu sürpriz buluşma bize Summer'la kız gecesi hayalimizin de gerçekleşebileceğini hatırlattı! Şimdiden dua etmeye başladık.
***

Bu arada Summer aslında eski bir blogger fakat blogunu kapatmak zorunda kalmıştı. Yeni blogu da buyrun burda.

http://laislabonitaa.blogspot.com/ 

***

Ayrıca bir dolu mim göndermişsiniz. Hepinize çoook teşekkür ederim. Yapabildiklerimi en kısa sürede yapıcam. Ödüller için de ayrıca bir teşekkür. Çok mutlu oldum ehehe.

Bu da şarkı!